AKÇT anlaşması sorgulanıyor
Türk çelik sektörü, Türkiye ile AB arasındaki AKÇT serbest ticaret anlaşmasını artan ölçüde sorguluyor; anlaşmanın avantajını yitirdiğini ve ticaretin aleyhine geliştiğini savunuyor.
Kısaca
- Türk çelik sektörü, 1996'da vergi avantajı sağlayan AKÇT anlaşmasının üçüncü ülkelere de benzer koşullar sunulması nedeniyle eski avantajını kaybettiğini değerlendiriyor.
- AB'nin Türkiye'ye net çelik ihracatı 2012 yılının ilk sekiz ayında üç kat artarken, çelik ithalatının yarısı AB ülkelerinden gümrüksüz yapıldı.
- Anlaşmanın devlet yardımlarını sınırlayan hükümlerinin yüksek katma değerli ürün yatırımlarını kısıtladığı belirtiliyor; sektör daha dengeli bir ilişki talep ediyor.
Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler yeni bir döneme giriyor. AB’nin son ilerleme raporunun, Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu tarafından katıldığı bir televizyon programında; “bu çöpe atılacak bir rapor” diyerek yere atılması, aradaki tatsızlığın had safhaya ulaştığını gösteriyor.
Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde yaşanan olumsuzlukların, demir çelik sektörüne de yansıdığı gözleniyor. Çalışmaları 2001 yılında başlatılan ve 2006 yılında Ko-misyona intikâl ettirilip, iade edilmesi üzerine yeniden çalışılan ve nihayet 2009 yılında tekrar Komisyona gönderilen Türk çelik sektörünün yeniden yapılandırılması raporundan halâ bir ses çıkmaması rahatsızlık yaratıyor. Esasen raporun son hali ile, yeniden yapılandırma raporu olmaktan çok, “yeniden yapılandırmama” raporuna dönüşmüş olması sebebi ile, başlangıçta çalışmalara iştirak eden pek çok üretici kuruluş, yeniden yapılandırma kapsamındaki devlet yardımı talebini geri çekmiş bulunuyor. 12 yıl devam eden bir raporlama süreci ve çelik sektörünün yeniden yapılandırılmasının, rekabet faslının açılış şartı haline getirilmiş olması, AB’nin yaklaşımındaki önyargılı ve tek taraflı bakışı açıkça ortaya koyuyor.
Bugün geldiğimiz noktada sektörümüz, Türkiye ile Avrupa Kömür Çelik Topluluğu (AKÇT) arasındaki serbest ticaret anlaşmasını, giderek artan ölçülerde sorgulamaya başlamış bulunuyor. Gerçekten de yürürlüğe girdiği 1996 yılında Türk Çelik sektörüne vergi avantajı sağlayan anlaşmanın, bugün aynı şartların tüm 3. ülkelere de sağlanmış olması sebebiyle, Türk çelik sektörü açısından ciddi bir avantajı kalmamış, hatta Cezayir ve Meksika örneklerinde olduğu gibi, AB’nin üçüncü ülkeler ile tek başına imzaladığı STA’lar, çelik sektörümüzü dezavantajlı duruma düşürmüştür.
Buna karşılık, Türkiye’nin AB ülkeleri için sıfırladığı gümrük vergilerinin, AB çelik üreticilerine büyük avantaj sağlaması ve çelik ithalatımızın yarısının AB ülkelerinden gümrüksüz olarak yapılması, çelik sektörümüzü sıkıntıya sokuyor. 2012 yılının ilk 8 ayında AB’nin Türkiye’ye net çelik ihracatı 3 misli artmış bulunuyor. AB ile çelik ticareti, sürekli bir şekilde aleyhimize gelişiyor.
Haftalık sektör özeti ve fuar takvimi
Sektörde haftanın özetini ve yaklaşan fuarların takvimini e-postanıza gönderiyoruz.
Aboneliğinizi tamamlamak için göndereceğimiz e-postadaki onay bağlantısına tıklayın.
E-posta
-
E-posta kutunuzu açın
Onay e-postasının gelmesi birkaç dakika sürebilir.
-
Onay e-postasını bulun
Gelen kutusunda göremiyorsanız Spam / Gereksiz klasörüne de bakın.
-
E-postadaki onay bağlantısına tıklayın
Bu adımı tamamladığınızda aboneliğiniz başlayacak.
Zaten aboneyseniz yeniden onay vermeniz gerekmez. Bu form mevcut konu tercihlerinizi değiştirmez.
Bunun da ötesinde, Anlaşmanın çelik sektörüne her türlü devlet yardımını yasaklayan hükümleri, sektörümüzün dış ticaret açığımızın kapatılmasını amaçlayan yüksek katma değerli ürünlere yönelik yatırımlarını sınırlıyor. Kayda değer bir avantajı bulunmadan, AB’nin yedeğine alınarak gelişmesinin engellendiği duygusu, çelik sektörümüzü rahatsız ediyor. Mevcut ilişkinin, sektörün gelişmesinin önünü tıkamayan, daha dengeli bir yapıya kavuşturulmasına ihtiyaç duyuluyor.
Dr. Veysel Yayan - DÇÜD Genel Sekreteri